MASTERSON YAKLAŞIMI – PSİKANALİTİK PSİKOTERAPİ

TERİMLERİN TANIMLARI

 

İntrapsişik Yapı

İntrapsişik yapı; bireylerin önemli bakım verenler ile erken deneyimlerinin sonucunda ortaya çıkan beyin temelli bir kodlama özetidir. Bu özet bireylerin kendilik ve nesne temsillerini, bunlarla bağlantılı duygulanımlarını içerir. Oluştuğunda, intrapsişik yapı bireylerin başkalarıyla olan ilişkilerinde kendilerini algılama biçimlerini düzenler. Böylelikle önemli bakım verenlerle yaşanan erken deneyimler, kendiliğe ve diğerlerine dair sonraki deneyimleri şekillendirir.

 

Nesne İlişkileri

Nesne ilişkileri terimi; kendiliğin ve diğerlerinin içsel temsilleri ve bu temsillerle ilgili duygulanımlardan, ayrıca bu yapıların kişinin kendisi ve diğerleriyle ilişkilerini nasıl etkilediğinden bahseder. Kendilik bozukluğu olan ve olmayan kişiler arasındaki önemli fark, kendilik bozukluğu olanlarda gelişim sürecindeki başarısızlıklar yüzünden tam nesne ilişkilerinin olmamasıdır. Yani, kendilerine ve diğerlerine dair içsel temsilleri iki parça birime bölünmüştür. Her parça birim kendiliğe karşı aşırı, gerçekçi olmayan ve tek taraflı bakışa (Kendilik Temsili Birimi) ve diğerlerine dair aşırı, gerçekçi olmayan ve tek taraflı bakışa sahiptir (Nesne Temsilleri Birimi). Kendiliğe ve diğerlerine dair bu birimler ve ilgili duygulanımlar çeşitli şekillerde ortaya çıkar ancak bütünleşmemiştir ve bu nedenle de tam değildir.

 

Aktarım

Aktarım tüm nesne ilişkileri temel alınarak, olumlu ve  olumsuz kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak kendini ve diğerlerini bütünleşmiş ve ayrı bireyler olarak görebilme kapasitesidir. Tam nesne ilişkilerine sahip olan birey aynı zamanda nesne sürekliliğine de sahiptir ve böylelikle terapistle ilgili hislerindeki dalgalanmalara rağmen terapistle duygusal bağı etkili bir biçimde sürdürebilir. Birey tam nesne ilişkileri için yeterli olduğunda terapistle ilgili hislerinin gerçekçi olup olmadığını fark edebilir. ‘’Neden size annemmişsiniz gibi tepki gösterdiğimi merak ediyorum” “Siz sadece bana yardım etmeye çalışırken, neden şu an size çok kızgınım?’’ gibi cümleler söyleyebilir. Diğer bir deyişle, birey hisleri ve gerçeklik arasındaki farkı kendisi görebilir.

 

Aktarım Eyleme Vurumu

Kendilik Bozukluğu olan bireylerin tam nesne ilişkileri yoktur ve nesne sürekliliği oluşmamıştır. Terapisti ve terapötik durumu gerçekçi bir şekilde görmek yerine, parça nesne ilişkileri birimlerinden biri, parça kendilik ve nesne temsilleri bağlantılı duygulanımlarla beraber terapiste yansıtılır. Terapist bu yansıtmalar doğrultusunda hareket etmediği zaman ise çoğunlukla danışan sarsılır, hayal kırıklığı belirten, içine kapanık, yapışmacı hatta sinirli tepkiler verir. Bu tür tepkiler bireylerin bilinçli bir farkındalık olmadan, ebeveynler ve diğer önemli bakım verenlerle tekrar eden etkileşimleri sonucunda intrapsişik olarak kodlanan çocukluk etkileşimlerini tekrar tekrar harekete geçirdiklerini ortaya koyar. Böyle bir intrapsişik yapı, bireylerin kendilerini ve diğerlerini gerçek bir şekilde görebilme yeteneğini ve gerçek kendiliklerini ifade edip, tanımlayabilmelerini, gerçek ihtiyaç ve isteklerinin peşinde kendiliklerini harekete geçirmelerini sınırlar. Sonuç olarak, gerçek bir yakınlık kurmak için kapasiteleri bozulmuştur.  Çünkü hayatı ve sayısız olanaklarını zor ve sıkışık bir şekilde gördüklerinden aktarım eyleme vurumu yapan bireyler çoğunlukla olayları yanlış değerlendirerek uygun ve yapıcı bir şekilde davranmazlar. Başka bir deyişle, danışan terapistin kliniğine girer ve ebeveyniyle olan belirli bir etkileşimi bilinçsiz bir şekilde eyleme vurmaya başlar. Danışan ebeveyninin imgesini terapiste yansıtır ve terapistin ebeveynlerine benzer şekilde hissedeceğini ve hareket edeceğini varsayar. Belirli terapötik müdahaleler olmadan, danışan terapi seansında ortaya çıkan tepkisinin uygun bir tepki olmadığını fark etmez.

 

Terk Depresyonu

Kendilik Bozukluğu olanlar, ebeveynleriyle geçmiş yaşantılarını ne kadar genellediklerini fark etmeden bunu çoğunlukla devam ettirirler. Çocukluklarıyla ilgili ve gerçek bir kendilik geliştirmek için duydukları destek yoksunluğundan ötürü duydukları acı verici duygulardan kendilerini korumak için savunmacı bir sistem geliştirmişlerdir. Altta yatan bu acı verici hisler terk depresyonunun etkilerini oluşturur. Terk depresyonu; intihar meyilli depresyon, cinai öfke, panik, utanç, suçluluk, umutsuzluk, çaresizlik, yalnızlık ve boşluk gibi acı verici ve zor hisleri içerir.

 

Analitik Nötralite

Analitik Nötralite Masterson Yaklaşımı’nın anahtar bileşenidir. Bu, terapistin soğuk ya da mesafeli olduğu anlamına gelmez. Bilakis, terapistin yönlendirici olmayarak ve davranışı himaye altına almamaya özen göstererek terapötik ortam yaratmasını içerir. Terapist odağını danışanda tutar, danışanın terapistin kişisel  özellikleri ya da terapistin duygusal tepkileri gibi malzemeleri dışarıda tutarak öncülük etmesine genellikle izin verir. Burada amaç, danışanın başka herhangi birinin tepkisi hakkında endişelenmek zorunda kalmadan, kendi düşünce  ve hislerini keşfedebileceği güvenli bir alan oluşturmaktır.

 

Terapötik Duruş

Terapistin açık ancak çoğunlukla örtük bir şekilde, danışanın kendi ilgisi doğrultusunda hareket etmesi beklenen bir yetişkin olduğunu ortaya koyan bir terapötik duruş sergilemesi gerekmektedir. Bu sebeple müdahale, danışan uygun davranışlar göstermede başarısız olduğunda, savunmacı, gerileyici ve kendine zarar verici davranışların uygunsuzluğunun aydınlatılmasını yolundadır.

 

Terapötik Çerçeve

Terapötik duruş, net bir terapötik çerçeve ile ifade edilir. Terapist, ödemenin nasıl olacağı, seansa gelmeme ya da geç kalma gibi durumlarda ne yapılacağı ile ilgili açık ve tutarlı kurallar ortaya koyar. Ancak böyle net bir zeminde danışanın aktarım eyleme vurumu yeteri kadar görünür olur ki; bu da terapide bir müdahale konusu olarak da kullanılabilir. Eğer danışan sürekli seanslarına geç geliyor ya da seans ücretini ödemeyi ‘’unutuyorsa’’ bunlar aktarım eyleme vurumunun görünümleri olarak düşünülür ve seansta ele alınır.

 

Kendilik Aktivasyonu ve Kendilik Bozukluğu Üçlüsü

Kendilik aktivasyonu, gerçek kendiliğin görünüşü, ifadesi ve farkındalığına atıfta bulunur. Kendilik aktivasyonu daha fazla mutluluk ve tutarlılığa yol açmasına rağmen, danışanlar ilk önce kendi içsel çatışmalarını yatıştırmakla savaşmak zorundadır. Danışan bir çocuk olarak her kendilik aktivasyonunda ebeveyniyle belirli ve genellikle de destekleyici olmayan bir ilişki örüntüsü yaşamıştır. Zamanla, kendiliğe dair desteklenmeyen durumların ifadesi ve farkındalığı, anksiyete, depresyon, suçluluk ve terk depresyonunun diğer etkileriyle bağlantılı hale gelir. Terapide, danışanlar kendiliğin reddedilmiş parçalarının farkına varmaya, onları iyileştirmeye ve ifade etmeye başladıklarında, daha sonra savunmalara yol açan terk depresyonu duygulanımlarını hissetmeye başlarlar. Ancak terapist başarılı bir şekilde müdahale ederse danışanlar kendi savunmalarını kapsamaya başlar ve kendilik aktivasyonunu devam ettirirler. Daha sonra aktarım eyleme vurumunun farkında olmalarını engellediği terk depresyonunun etkilerini deneyimlerler. Kendilik aktivasyonu, terk depresyonu ve savunma üçlüsünün tekrar eden döngüleri terapötik müdahaleler ile takip edildiğinde terk depresyonunun çözümlenmesi sağlanır. Kendilik aktivasyonunun terk depresyonu duygulanımlarına yol açtığı ve sonrasında savunmaların ortaya çıktığı bu üç bölümlük döngü ‘’Kendilik Bozukluğu Üçlüsü’’ olarak bilinir. Bu kavram, terapötik sürecin düz bir çizgide devam etmediği gözleminden doğmuştur. Üçlemenin farkında olmak terapiste zor terapötik durumlarının çeşitliliğiyle nasıl baş edeceğini bilme, öngörme ve anlama imkanı verir.

 

Referans:

Greenberg, E. (2004) The Masterson Approach: Defining the terms.  In J.F. Masterson and A. R. Lieberman  (Eds.) , A Therapist’s  Guide to the Personality Disorders:  The Masterson Approach.  (pp.23-34) . Phoenix, Arizona: Zeig, Tucker  & Theisen, Inc.